Siz Hiç Halef Yetiştirdiniz Mi?

Siz Hiç Halef Yetiştirdiniz Mi?

Ölçek gözetmeksizin tüm şirketlerin içerisinde en çok eleman yetiştirilen departman İnsan Kaynaklarıdır. İnsan Kaynakları Uzmanları sadece kendi birimleri için değil, şirketin bütün kademeleri için eğitim organizasyonları yaparak, hem kişisel gelişimi hem de sektörel iş bilgisini arttırırlar.

İnsan hayatına bu kadar dokunan ve kariyer planlamasında etkin bir departman olarak İnsan Kaynaklarının etik ilkeleri de doğal olarak diğer departmanlardan biraz daha katıdır. Fark ettiyseniz, diğer meslek grupları ile kavga etmemek için “önem” olayını fazla abartmadım. Sonuçta tüm meslekler bir işletme için olmazsa olmazdır ve biz İnsan Kaynakları Uzmanları hepsine aynı mesafede durmak zorundayız.

Mesleki ilkelerimizden ilki sizin de tahmin edeceğiniz üzere liyakat ilkesidir. Yeterlilik kişinin görevini başarıyla yapabilme gücüdür. Özellikle performans değerlendirmede karşımıza çıkan bu ilke, genel verimlilik kriterlerinin belirlenmesinde oldukça önemlidir. Bir işin hangi yapılış usullerine göre değerlendirileceği hem mevcut çalışanları hem de yeni işe alınacakları etkilemektedir. Mevcut çalışanların performans puanları bu usullere göre değerlendirilirken, yeni işe alınacak kişilerde de başarılı olabilme potansiyelleri aranmaktadır. Terfilerde de karşımıza çıkan bu ilkeye bir ekleme daha yaparak “kıdem” unsurunu devreye sokar, ikisinin dengede olması gerektiğini unutmadan yükselme önerilerinde bulunuruz.

Kariyer ilkesi ikinci etik ilkemizdir. Nasıl ki kendi kariyer hayal ve hedeflerimiz var, pozisyonumuz gereği de pek çok insanın kariyer rehberi bizleriz. Hiçbir İnsan Kaynakları Uzmanı temsil ettiği kurum ile ilgili işgörenlere ve işgören adaylarına pembe düşler gördürecek vaatlerde bulunmamalıdır. Kişilerin bireysel hedefleri ile şirket hedeflerini örtüştürecek kariyer yol haritaları çizmelerine yardımcı olabilen İnsan Kaynakları Uzmanları, kurum kültürünün oturmasına ve bağlı çalışan sayısının artmasına da destek vermiş olacaklardır. Aslında “kariyer” kavramı yaşam boyu süren ve kişileri dinamik tutan bir yapıya sahiptir. Küçük, büyük diye düşünmeksizin kişilerin gelecek ile ilgili kurgulayacakları hedefler, iş hayatında da toplumsal yaşamda da yaşamsal bağlılığı, motivasyonu ve verimliliği arttırır.

Eşitlik ilkesi ülkemizde pek çok kanunda da yerini bulmuş bir ilkedir. Din, dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç ayrımı yapılmamasını, hiç bir aile veya zümreye ayrıcalık tanınmamasını temsil eder. İş dünyasında bedensel ve zihinsel gücüne göre iş dağılımı adaletinin sağlanması gerektiğini, her türlü terfi ve yer değişikliklerinde eşit davranılmasını, işe alımlarda, hizmet içi eğitimde kayırma olmaması gerektiğini bize hatırlatır. İnsan Kaynakları Uzmanlarına öğüdümüz: “size yapılmasını istemediğiniz hiçbir muameleyi başkalarına yapmayın” olacaktır.

Güvence ilkesi günümüz değişken özel sektör yapılanmasında korunması ve uygulanması en zor ilkedir. Kariyer ilkesi ile birlikte konumlanmaktadır. Tüm bireyler (ki buna biz uzmanlar da dâhiliz), iş güvencesini, makam güvencesini, maaş ve sosyal hakların korunması güvencesini yaşam standartlarımızın devamı için istemekteyiz. İnsan Kaynaklarının bu ilke gereği görevi, gerekli tüm kriterleri sağlayan, mevcut koşullar ile optimum denge noktasını yakalayan tüm çalışanların, bahsi geçen tüm güvencelerini korumaya çalışmaktır. İşletme çıkarları ile bireysel güvenceler arasında oluşabilecek krizlerde, arada kalan departman da ne yazık ki İnsan Kaynakları olmaktadır. Ancak arabuluculuk ve kriz yönetimi bizim mesleğimizin özünü oluşturduğu için, üstesinden gelinmesi iyi bir uzman için mümkün olacaktır.

Yansızlık ilkesi, insan sübjektifliğini oldukça zorlayan bir ilkedir. Ancak insan Kaynakları Uzmanları için ise kesinlik taşıyan bir ilkedir. Herkes iş ortamında duygusal ve resmi bağları birlikte yaşar. Buna yöneticiler de dâhildir. Herkese aynı mesafede durması gereken ve mümkünse duygusal bağları hiç kurmaması gereken departman ise tabi ki İnsan Kaynaklarıdır. Bu etik kural aslında yöneticilerin tüm astlarına aynı davranması temeli üzerine kuruludur. Biz İnsan Kaynakları Uzmanları da davranışlarımızla model teşkil ettiğimiz için öncelikle bu kurala bizler uymalıyız.

Gelelim başlığımızı atmamıza sebep olan etik ilkeye: Halef Yetiştirme… Pek çok kaynak bu ilkeyi ne yazık ki yok saymaktadır. Ancak mesleğini layığı ile icra eden uzmanlar ise önemi konusunda hemfikirdirler. Neden yok sayılır? Çünkü halef yetiştirmek, yerinize geçecek yeni nesillere yatırım yapmak demektir. İnsan Kaynakları dinamik yapısı gereği sürekli öğrenmeyi, yenilenmeyi ve gelişmeyi gerektirir. İnsan Kaynaklarında ne yasal mevzuatlarda ne de uygulamalarda durmak yoktur. Doğal olarak bu departmanın da iç kadro yapısında görev dağılımının oldukça iyi ayarlanması gerekir. Başarılı bir yönetici tüm işi kendi yapan değil, öğretme ve kontrol etme sistemini en iyi kurmuş olandır. Koordinasyon becerisi, yönetsel yetkinlikler açısından bu noktada öne çıkmaktadır. Yöneticiler kendilerini yenilemekten geri durmuyorlar, güncel değişimleri ve ilerlemeleri takip ediyorlar ise, neden halef yetiştirmek korkutsun ki! Tabi burada astlardan da nezaket bekliyoruz. Hiçbir alt kademe çalışan yöneticisinin karşısına geçip “gelecek hedefim sizin koltuğunuzdur, bir gün siz gideceksiniz ve ben orada oturacağım” dememeli. Bizler zaten bunu biliyoruz ve haleflerimizi buna göre yetiştiriyoruz.

İnsan Kaynakları Eğitimlerinde size kendi halef yetiştirme hikâyemi anlatacağım. Görüşmek üzere, sevgi ve saygılarımla…

Deniz BEKMAN

İnsan Kaynakları Uzmanı